PRAKSİSAnasayfaPRAKSİS TVGaleriAramaÜye ListesiSSSKayıt OlGiriş yap
En son konular
» MISIR'DA NELER OLDU?
Paz Şub. 27, 2011 10:41 pm tarafından olric

» 2010 YILININ EN İYİ 10 FİLMİ!!!
Perş. Ara. 30, 2010 10:42 am tarafından olric

» ALSANJACK - Çisem ERKAYA
Ptsi Ara. 27, 2010 2:18 pm tarafından olric

» Iraklıları insan olarak görmüyordum
Salı Ara. 21, 2010 11:31 am tarafından olric

» RANDEVU İSTANBUL FİLM FESTİVALİ..
Ptsi Ara. 20, 2010 11:03 am tarafından olric

» İnsan Hakları Belgesellerinde Rachel...
Çarş. Ara. 15, 2010 11:23 am tarafından olric

» ALAVARA
Ptsi Ara. 13, 2010 10:48 am tarafından yoldaş

» NEFRET SUÇLARINA KARŞI BULUŞUYORUZ...
Ptsi Ara. 13, 2010 10:30 am tarafından yoldaş

» rockmanifesto - küçük iskender
Çarş. Ara. 01, 2010 11:53 pm tarafından yoldaş

PRAKSİS HABER LİSTESİ
Click to join gencpraksisdergisi

Genç Praksis Dergisi haber listesine gitmek için tıklayın!

EMEK HABERLERİ

Paylaş | 
 

 MISIR'DA NELER OLDU?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:20 pm

25 OCAK:

Mısır'da bugün sokağa çıkan binlerce insan, devlet başkanının ve hükümetin istifasını istedi. Mısır polisi göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su le saldırdı. Tunus'taki gibi özgürlük isteyen göstericiler, ülkeyi demir yumrukla yöneten Hüsnü Mübarek rejimini devirmek için mücadele ediyorlar.
Kahire'de yapılan gösteriler, 1970'lerden beri görülmeyen bir kitlesellikle devam ediyor. Göstericiler polise taşla saldırıyor ve polis araçlarının üstüne çıkıyor. Rejimin simgeleri olarak gördükleri Ulusal Demokrasi Partisi Genel merkezine, Dışişleri Bakanlığı'na ve Devlet Televizyonuna yürümeye çalışıyorlar.

Hükümet daha önce, bugün yapılacak olan gösterilere katılacakların tutuklanacağını açıklamıştı. Bugün bazı göstericiler tarafından "Öfke Günü" olarak tanımlanıyor. Çeşitli internet paltformları üzerinden örgütlenen eylemciler, bugünkü eylemlerin rejim için "sonun başlangıcı" olacağını iddia ediyorlar.

Göstericilerden Khayrat, "Tunustakiler başarmışsa biz neden yapamayalım?" diyor.

Önümüzdeki günler, başta Mısır olmak üzere birçok ülkede halk hareketlerinin yoğunlaşmasına sahne olacak gibi gözüküyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:23 pm

28 OCAK: Halk polise ve orduya karşı koyuyor

Mısır'da halk ayaklanması yayılıyor. Başkent Kahire'nin bütününde yüz binler polisle çatışıyor. Diktatör Mübarek'in sarayının etrafında binlerce insan toplanmaya başladı. Polis, Tahrir Meydanı'nda bir kadın eylemciyi öldürdü. Mısır halkının geri adım atmaya niyeti yok.
Mısır tarihinin en büyük protesto eylemleri bugün gerçekleşiyor. Devrim Kahire'nin sokaklarından tüm ülkeye yayılıyor. Mübarek diktası polis zorbalığı ve kurşunlarla kaçınılmaz sonunu geciktirmeye çalışıyor. Ordu tanklarla ayaklanmayı ezmek için göstericilerin üzerine yollandı. İki asker göstericilere ateş açmayı reddettiği için tutuklandı. Yüzlerce gözaltı var. Özgürlük ve insanca bir yaşam isteyen Mısır işçi sınıfı ve yoksulları katliam tehdidine karşı devrimci ayaklanmayı sürdürüyor.

Zenginler hafta boyunca paralarını Mısır dışına taşımıştı. Mısır egemen sınıfının paniğine ABD emperyalizmi de katıldı. Mısır demek ABD emperyalizminin Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki en önemli karakolu demek. Devrim tüm bölgeyi sarsıyor.

Gün boyunca polis defalarca saldırdı. Halk geri adım atmadı, günün ortasında polisler çoktan yıldırılmıştı. Akşamüstüne doğru tanklar sokağa sürüldü. Ordu devreye sokuldu. Halk polis olduğu gibi orduya da karşı oldu. Her devrimde olduğu askeri birliklerin üzerine yürüyen halk onları silah aralıksız bırakmaya çağırdı. Mubarek'in partisinin merkezi ve devlet televizyonu yerle bir edildi. Akşam saatlerinde sokaklar da çatışmalar başladı. Asker polis kol kola saldırırken direniş yaygınlaşıyor. Mübarek rejimi zorbalıkla son kozlarını tüketmeye devam ederken gün boyunca geri adım atmayan Mısır halkı devrim için sokaklar da.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:25 pm

29 OCAK: Mübarek faturayı hükümete kesti!

Mısır'da rejimi yıkmak için ayaklanan kitlelerin günlerdir süren protestoları karşısında kameralar karşısına geçen ülkenin 30 yıllık diktatörü Hüsnü Mübarek, görevinden istifa etmeyeceğinin sinyalini verdi. Hükümeti istifaya zorlayacağını ve yarın yeni bir hükümet kurduracağını dile getiren Mübarek, halkın talepleri karşısında reformları hızlandıracakları sözünü verdi. Mübarek'in açıklamaları, sokaklara çıkan binlerce Mısırlı tarafından protesto edildi.
Mısır'da cuma namazının ardından başlayan protestolar gittikçe büyüyerek polisi ve askeri güçleri etkisiz kıldı. Hükümet binasını yakan göstericiler, gün içinde Kahire ve İskenderiye'de sokakları ele geçirdi.

Hakkında ülkeden kaçtığına dair iddialar olan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, bir anda televizyonda görünerek bir dizi açıklama yaptı. Canlı olup olmadığı bilinmeyen konuşmasında Mısır halkının bir bütün olduğunu vurgulayan Mübarek, bu durumu aşmalarının yolunun kaostan değil diyalogdan geçtiğini söyledi. Gösterileri Mısır'ın istikrârına ve rejimin meşruiyetine yönelik bir komplo olarak değerlendirerek, güvenlik güçlerinin tutumunu savundu; kayıplardan dolayı üzgün olduğunu söyledi. Halkın acılarına karşı daima duyarlı olduğunu ve her zaman yoksulların yanında olduğunu iddia eden Mübarek, Hillary Clinton'ın da konuşmasında vurguladığı sosyal reformlar ve işsizliğin azaltılması gibi önlemlerin hızla alınacağından bahsetti. Mısır'ın diktatörü, sokaklardaki gösterilere karşı "halkın güvenliği" için her türlü önlemi alacağını da eklemeyi ihmal etmedi. Hükümeti istifa ettireceğini ve yarın yeni bir hükümet oluşturacağını duyuran Hüsnü Mübarek, konuşmasını "Tanrı Mısır'ı korusun" sözleriyle bitirdi.

Tunus'taki olaylardan etkilenen ve birkaç gündür Mısır sokaklarında boy gösteren protestocular, 30 yıldır ülkeyi sıkı yönetimle yönetip halka hiçbir özgürlük vermeyen Mübarek rejiminin yıkılmasını istiyor ve rejim değişmeden evlerine dönmeyeceklerini söylüyorlar. Koltuğunu bırakmamak için halktan yana bir imaj çizmeye çalışan, ülkenin bütünlüğü kozunu oynayan ve sorumluluğu hükümete yıkan Mübarek'in protestocuları ikna edebilmesi mümkün görünmüyor. Nitekim, televizyonda yayınlanan konuşmadan sonra binlerce kişi sokaklara çıkarak Mübarek'i protesto etti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:28 pm

31 CAK:Mübarek rejimi uzatmaları oynuyor

Günlerdir süren isyan dalgası Mısır'daki diktatörlüğü sallarken, milyonlarca Mısırlının mücadelesi başkent Kahire'nin tüm sokaklarında ve ülkenin bir dizi başka şehrinde devam ediyor. Cumartesi günü göstericilerin İçişleri Bakanlığı'nı işgal etme girişiminin ardından, pazar günü itibariyle Mısır ordusu, boşaltılmış İçişleri Bakanlığı önünde nöbete durmuş durumda.

Başta ABD olmak üzere aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bazı ülkeler, kendi vatandaşlarını ülkeden geri getirmek için uçak seferlerini sıklaştırdı ve tüm hafta boyunca da bu seferlerin artacağı düşünülüyor.
Mısır'da iletişim olanakları, direnişin yayılmasını önlemek açısından sık sık Mübarek tarafından engelleniyor. Mısır yetkilileri, El-Cezire ve bazı Arap TV'lerinin yayınlarını da durdurarak, internet ve telefonlardan sonra önemli bir kitle iletişim aracına daha müdahale etmiş oldular.

Resmi devlet televizyonu, Mübarek'in, yeni yardımcısı ve gizli polis şefi Süleyman ve İç İşleri Bakanı Tantawi ile birlikte, ordu karargâhında ordu yetkilileri ile görüşmesini yayınladı. Gösteriler sırasında meydana gelen yağma ve saldırı olaylarının çoğunluğunun da, isyancıların imajını ve mücadelesini lekelemek için sivil polisler tarafından organize edildiği anlaşıldı.

Müslüman Kardeşler örgütünün sözcüsü, Kahire'nin 120 kilometre kuzeyindeki Wadi el-Natroun hapishanesinden binlerce tutuklunun bugün kaçtığını açıkladı. Cezaevinden kaçan bazı Hamas üyelerinin Gazze sınırını geçmesinin ardından, Mısır son çare olarak Gazze sınırını da kapattı.

Orduyla protestocular karşı karşıya geliyor

Ordunun Tahrir Meydanı'ndaki tüm engelleme çalışmalarına rağmen, göstericilerin sayısı her geçen saniye daha da arttı. Göstericiler tüm korkularını geride bırakarak Mübarek rejimine karşı saldırılarını yoğunlaştırmaya başladılar.

Bazı muhalefet grupları ise, ülkeye dönen muhalif El Baradei'nin bir geçici hükümet kurmasını istiyorlar ve Müslüman Kardeşler örgütü de bu hükümet ile pazarlık yapılmasını destekleyeceğini ilan etti.

Bundan sonraki süreçte halkın orduya karşı hoşnutsuzluğunun artacağını söylenebilir. Tahrir Meydanı'ndaki göstericiler arasında "Başta orduya güveniyorduk, ama artık güvenmiyoruz" diyenler bulunuyor. Meydanın üzerinde alçak uçuş yapan savaş uçakları ve helikopterler, halkı öfkelendirmekten başka bir işe yaramadı. Meydanın yolları göstericiler tarafından tıkandı. Mısır ordusu tüm eylem boyunca güç gösterisi yapmaya çalıştı.

El Baradei, Tahrir Meydanı'ndaki konuşmasında, "Haklarınızı kendi ellerinize aldınız ve artık geri dönülemez. Bir tek talebimiz var. Bu rejimin son bulması ve yeni bir dönemin, yeni bir Mısır'ın başlaması olacak. Mısır halkını saygı ile selamlıyorum. Sizden sabırlı olmanızı istiyorum. Değişim iki-üç gün içinde gelecek" dedi.

Mısırlılar sokağa çıkma yasağını dinlemiyor!

Mısır'ın tüm şehirlerinde, direnişin gece boyunca da devam edebilmesi için halk savunma komitelerinin kurulduğu bildiriliyor. Mücadele yangın gibi şehir şehir yayılarak diktatörlüğü yok etmeye devam ederken, akşam saatlerinde Süveyş ve İskenderiye'de de gösteriler yoğunluk kazandı. Özellikle İskenderiye'de öldürülen göstericilerin cenazeleri protestolara dönüştü ve halk, akşam saatlerinde bazı karakolları ateşe verdi.

Muhalefetin liderleri, müzakereleri Mübarek'le değil, pazar günü ülkede etkisi yoğun bir biçimde hissedilen orduyla yapacaklarını açıkladılar. Protestocular Mübarek'in istifasını istemeye devam ediyor. Sokağa çıkma yasağına rağmen Kahire'de Tahrir Meydanı'nda ve ülkenin birçok yerinde gösteriler devam ediyor. Mübarek son günlerini yaşarken, isyan dalgasına karşı ordunun kullanılabilecek olma ihtimali tüm gerçekliği ile diktatörün son kozu olarak varlığını koruyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:30 pm

1 ŞUBAT: Kapitalistler Mısır'dan kaçmaya devam ediyor

Mısır'da faaliyet gösteren Türk patronlar, devrim ateşinin kendilerini de yakacağını anlamaya başladılar. Sabancı Holding, Temsa Global ve Kordsa Global'in Mısır'da faaliyet gösteren tesislerinde üretime bir hafta süreyle
ara verdiği açıkladı.

Bu arada, Sabancı Holding tarafından yapılan bir açıklamada, "ülkede yaşananlardan kaygı duyulduğu" belirtildi. Sabancı Otomotiv Grup Başkanı Mehmet Pekarun, "Mısır'da yaşanan olaylarının en kısa sürede sona ererek,

ülkede huzur ve istikrar ortamının tekrar sağlanmasını temenni ettiklerini" belirtti. Sabancı Holding'in bu açıklamalarda bulunması ve durumun bir an önce "normale" dönmesini istemesi çok doğal, çünkü emekçilerin isyanı karşısında dehşete düşen asalak patronlar, her zamanki "normalite" içinde işçileri rahat rahat sömürmeye devam etmek istiyor.

Ama Mısır'da artık normal kavramı bambaşka bir biçim aldı. Kahire'de bugün on binlerce işçi greve çıkıyor. İşçiler fabrikalarda kendi yönetim organlarını oluşturmaya başlıyor. Mısır'dan yayılan devrim ateşi, Ortadoğu'yu sarıyor.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:32 pm

10 ŞUBAT: Diktatör Mübarek gitmek bilmiyor!

İki gündür büyük grev dalgalarıyla sarsılan Mısır'da, devrimin 17. gününde 3 milyona yakın kişi yarın yapılacak büyük yürüyüş öncesi Tahrir Meydanı'nda toplandı. Ordunun darbe yapacağı ve Mübarek'in çekileceği söylentileri gün boyunca bütün haber ajanslarında yayınlandı.

Ancak akşam saatlerinde, Kahire'nin merkezindeki meydan festival alanını andırıyordu. Milyonlarca sıradan insan, şarkılar söylüyor, 30 yıllık diktatör Mübarek'in devrilmesi için sesini yükseltiyordu. Alandaki El Cezire muhabiri, göstericilerin, Mübarek'in iktidarını Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman'a devretmesine kesinlikle razı olmayacaklarını söylüyordu.

Rejim yanlısı yayınlar yapan ve karşı devrimci çete üyelerini "protestocu" gibi gösteren röportajlar yayınlayan devlet kanalı Nil TV dahi meydanı canlı olarak göstermek zorunda kaldı. Bu arada, Mübarek, TSİ 22:50'de bir açıklama yaptı.

Mübarek istifa etmedi!

Tahrir Meydanı'ndaki milyonlar, İskenderiye'deki yüzbinler, dünyadaki milyarlarca sıradan insan, Mısır'ın 30 yıllık diktatörünün konuşmasını heyecanla bekledi.

Mübarek ise, zor günlerden geçtiklerini, bunu ulusal diyalogla ve halkın birliğiyle aşacaklarını söyleyerek istifa etmedi. Eli kanlı diktatör "dış mihraklar"ın oyunlarından bahsederken, Tahrir Meydanı'ndaki kalabalıktan çığlıklar ve "Defol" sesleri yükseliyordu. Göstericiler Mübarek'e ayakkabılarını göstererek onu istifaya davet ettiler.

Mübarek ise konuşmasında değişim için anayasal adımlar atacaklarını, eylül ayındaki seçimlere kadar iktidarın sistemli bir şekilde değişimini sağlayacaklarını söyleyerek, şimdilik bazı yetkilerini Ömer Süleyman'a devredeceğini, ancak dışardan emir almayacağını ifade etti.


Tahrir Meydanı'nda 3 milyon kişi, Mübarek'in istifasını beklerken


Vatana bağlılığın önemini anlatan ve Mısır'ın onurundan bahseden Mübarek'in konuşmaları, Mısır'da özgürlük isteyen kitlelerin öfkesiyle karşılaştı. Protestocular Tahrir Meydanı'nda Mübarek'e karşı yeri göğü inleterek tepkilerini gösterdiler.

Bu açıklamalardan sonra, gün boyunca festival alanına dönen Tahrir Meydanı, bir anda öfkeyle doldu. İsyan dalgasının önümüzdeki günlerde artması bekleniyor
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:34 pm

VE 11 ŞUBAT:Mısır Devrimi ilk kazanımı elde etti: 30 yıllık diktatör devrildi!

Mısır Devrimi, tüm ezberleri bozuyor. Devrimi bilinçli bir azınlığın planlı eylemi olarak görenler, siyaseti burjuva üst yapının aktörleriyle sınırlı zannedenler, sınıf mücadelesinin yön verdiği tarih tarafından bir kez yalanlanıyor.

Mübarek gitti. Emanetçisi Süleyman, işkenceci ve katil Süleyman'a halk geçit vermiyor. Ordu bölündüğü, askerlerin bir bölümü devrime katıldığı için darbe tehditleri tutmuyor. Ordu eski düzeni tahsis etmeye kalkarsa karşısında yine halkı bulacak. Bugüne kadar Mısır'ın kaderini elinde tutan 1000 zengin aile, Mısır egemen sınıfı günlerdir koltukta tutmaya çalıştığı sadık temsilcisi Mübarek'le birlikte on yıllardır süren baskı rejimini kaybediyor.

Mübarek'in yenilmesi devrimin ilk kazanımı. Tarihi devrimle değiştiren Mısır işçi sınıfı ve yoksulları değiştiklerini söylüyor. Devrim bir alt üst oluştur, bilinç sıçramasıdır, Mısır'da zafere yürüyen devrim Ortadoğu'dan Kuzey Afrika'ya, Asya'ya, tüm dünyaya umut veriyor.

Mübarek'in istifası yetmez! Mübarek, Ömer, protestovu olarak yutturulan karşı devrimci çeteler hesap verecek. Asıl mücadele şimdi başlıyor.

Mısır Devrimi'nin yaratacağı dalgaların yol açtığı tarihsel sonuçları hep birlikte göreceğiz.

Yaşasın Mısır Devrimi!

Yaşasın Dünya devrimi!

Zafere kadar devrim!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Salı Şub. 15, 2011 2:36 pm

DOĞAN TARKAN: Evet, Mübarek gitti ama yetmez!

Tunus'ta 28 gün sürdü kanlı bir diktatörü devirmek. Mısır çok daha güçlü bir diktatörlüğe sahipti. Daha büyük bir ülke, daha büyük bir ekonomi, daha büyük bir ordu ve polis örgütü. Ama 18 gün sürdü Mübarek'in gidişi.

Gösterilerin ilk Cuma günü kanlıydı. İkincisinde Tahrir Meydanı festival yeri gibiydi. Üçüncü Cuma günü Mübarek gitti. Bu defa bütün Mısır sokaklarda, tam bir ezilenlerin festivali.

Kimileri 'Mübarek gitmez' dedi. Kimileri 'ayaklanmayı Soros destekliyor' dedi. Bazıları "devrimi çalınmış devrim" dedi. Bazıları sosyal devrim değil diye küçümsedi. Tabii Araplara karşı ırkçı sefil bir söylem hep araya bulaştı. "Araplar demokrasiden anlamaz." "Bilgileri az". Bütün bunlar söylendi ama sonunda Mübarek gitti.

Şimdi bir askeri cunta yönetime el koydu. Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman'ın durumu belli değil. Askeri Konsey'in başında eski Savunma Bakanı Mareşal Tantawi var.

Açık ki bir askeri cuntanın duruma el koymuş olması, eski rejimin Tantawi gibi unsurlarının yeni yöneticiler olması demokrasi için gösteri yapanlar için yeterli değil.

Önümüzdeki günlerde göstericiler ile askeri cunta arasındaki mücadeleyi gözleyeceğiz.

Bu arada Mısır işçi sınıfını unutmamak lazım. İlk günden beri işçiler eylemlere katıldı. Bazı kentlerde çok yoğun bir katılımla gösterileri belirlediler. Ama son 2-3 gündür hemen her yerde işçiler sokaklarda. Her yerde grev var. Devrim talebi işçiler arasından yükseliyor.

Greve çıkan işçiler sadece Mübarek'in gitmesini istemiyor, özgürlük istiyor. Sendikal özgürlük istiyor. Ücret artışı istiyor ve 2007'de çok büyük zorluklarla başlatılan asgari ücretin yükseltilmesi talebini dile getiriyor. Bu talepler karşılanmadan işçi grevlerin bitmesi kolay değil.

Bir de bütün Ortadoğu'da ki durum var. Aralarında İran'da olmak üzere birçok ülkede yarın gösteriler olacak. Bunların bir kısmı ileriki günlerde de devam edebilir. Ya da bir süre sonra bir başka Ortadoğu ülkesinde halk ayaklanabilir.

Şimdi Tunus'ta olduğu gibi sınıf mücadelesi çok daha açık seçik ortada. Ya işçi sınıfı, emekçiler devrimi ileri doğru çekecekler, devrim gelişecek ya da egemen sınıf, emperyalistler duruma hâkim olacaklar ve devrim duracak. Ama böyle bile olsa artık Mısır işçi sınıfı ve emekçiler çok büyük bir deney kazanmış olacak. Artık başka bir Mısır var.

Yaşasın devrim!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Perş. Şub. 17, 2011 1:12 pm

17 ŞUBAT: SN DURUM
Mısır’da referandum hazırlığı başladı
MISIR’da Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in istifasından sonra yönetimi üstlenen Yüksek Askeri Konsey, yeni anayasa taslağının 10 gün içinde hazırlanacağını açıkladı. Konsey’in açıklamasında taslak için emekli hukukçulardan bir komisyon oluşturulduğu belirtildi.
Yüksek Askeri Konsey, Mübarek dönemi anayasasını askıya almıştı. Bu anayasa Mübarek’in iktidarını uzatacak düzenlemeler içeriyordu. Yüksek Askeri Konsey, anayasa taslağının halk oyuna sunulacağını açıkladı. Sekiz kişilik anayasa komisyonunda yasaklı Müslüman Kardeşler hareketinin bir üyesi de yer alıyor.
Komisyondan, eski anayasa hükümlerinin, demokrasiyi güvence altına alacak ve seçimlere halel getirmeyecek şekilde değiştirmesi istenmişti.
Bu arada, ordu, ülke genelinde devam eden grevlere son verilmesi çağrısında bulundu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Perş. Şub. 17, 2011 1:15 pm

Uluslararası Sosyalist Akım'ın (IST) Mısır örgütü olan Devrimci Sosyalistler grubunun önde gelen üyelerinden Hüssam el-Hamalawy, Mısır Devrimi'nde sınıfların pozisyonunu anlatıyor, kitle grevinin hareketi nasıl ileri taşıdığının altını çiziyor.

Bu süreç daha önce başlasa da, özellikle dünden beri (11 Şubat-çn), orta sınıf aktivistler Mısırlıları gösterileri durdurmaya ve işe geri dönmeye teşvik ediyorlar. Bunu yurtseverlik adına yaygara yaparak "Haydi yeni Mısır'ı inşaa edelim", "Şimdi hiç çalışmadığımız kadar çok çalışalım" gibi saçma sözlerle yapıyorlar. Bilmeyenler için belirtmem gerekir ki, aslında Mısırlılar dünyada en çok çalışan halklardan biri.

Bu aktivistler, bizim demokrasiye geçiş konusunda -geçtiğimiz 30 yıl boyunca Mübarek'in diktatörlüğünün temelini oluşturan- Mübarek'in generallerine güvenmemizi istiyorlar. ABD'den yılda 1.3 milyar dolar alan Yüksek Askeri Konsey'in "sivil" bir geçiş dönemi sürecini yöneteceğini düşünürsek, bu süreç sonucunda oluşacak hükümetin sistemin devamlılığını sağlayacağını ve ordunun ayrıcalıklarına kesinlikle dokunmayacağını söyleyebiliriz. Böylece -örneğin Türkiye'de olduğu gibi- ordu politikada son sözü söyleyen kurum olmaya devam edecek. Mısır, ABD dış politikasını izlemeye devam edecek. Apartheid devleti İsrail ile arzu edilmeyen barış durumunu koruyacak, ABD donanmasına Süveyş kanalında güvenli bir geçiş sağlayacak, Gazze ablukasını devam ettirecek ve İsrail'e sübvanse edilmiş fiyattan doğal gaz ihraç edecek. "Sivil" hükümet, kabine üyelerinin ordu üniforması giymemesi demek değildir. Sivil bir hükümet, yüksek rütbeli subayların müdahalesi olmaksızın, Mısır halkının arzularını ve taleplerini tamamıyla yansıtan bir hükümettir. Cuntanın böyle bir hükümete izin vermesinin ya da bunu gerçekleştirmesinin zor olduğunu düşünüyorum.

Ordu 1952'den beri ülkeyi yöneten kurum olma özelliğini koruyor ve onun liderleri sistemin bir parçası. Genç subaylar ve askerler bizim müttefikimiz iken, generallere bir saniye bile güvenemeyiz ve inanamayız. Dahası, bu generallerin soruşturulması gerekiyor. Onların finans sektöründeki iştirakleri konusunda daha fazla şey bilmek istiyorum.

Mısır'daki tüm sınıflar ayaklanmaya katıldı. Tahrir Meydanı'nda Mısırlı seçkinlerin oğullarını ve kızlarını; işçilerle, orta sınıf vatandaşlarla ve kent yoksullarıyla yanyana bulabilirsiniz. Mübarek, burjuvazinin geniş kesimleri de dahil olmak üzere, toplumun tüm tabakalarını yabancılaştırmayı başardı. Ancak unutmamak gerekir ki, ancak üç gün önce kitle grevleri ortaya çıktığında rejim parçalanmaya başladı ve sistem çökmenin eşiğine geldiği için ordu Mübarek'i istifaya zorladı.

Bazıları işçilerin greve gitmesine şaşırdılar. Gerçekten ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Grevlerin başlamasına şaşırmak tamamen ahmakça. İşçilerin Aralık 2006'da Mahalla greviyle başlayan hareketi, Mısır tarihinde 1946'dan beri görülen en uzun ve en sürekli grev dalgasıdır. Onlardan haberdar olmamanız işçilerin suçu değil. Geçtiğimiz üç yıl boyunca, her gün ya Kahire'de ya da başka bir bölgede bazı fabrikalar grevdeydi. Bu grevler sadece ekonomik değildi, aynı zamdan politik bir yapıları vardı.

Ayaklanmanın birinci gününden itibaren işçi sınıfı gösterilerde yer aldı. Mahalla, Süveyş ve Kafr el-Dawr'daki göstericilerin kim olduğunu zannediyordunuz ki? Bununla birlikte, işçiler protestolarda "işçiler" olarak değil, "göstericiler" olarak yer alıyorlardı ve bağımsız hareket etmiyorlardı. Hükümet, sokağa çıkma yasağı ile göstericileri durduramasa da, bankaları ve finans kuruluşlarını kapatarak ekonomiyi durma noktasına getirdi. Bu, Mısır halkını korkutmayı amaçlayan bir işveren greviydi. Pazar günü hükümet ülkeyi yeniden "normale" döndürmeyi amaçladığında, işçiler fabrikalarına döndüler, varolan durumu tartıştılar, kitle hâlinde -blok olarak- örgütlenmeye başladılar.

Bu hafta işçiler tarafından başlatılan grevler hem ekonomik hem de politik bir nitelik taşıyordu. Bazı bölgelerde işçiler talepleri arasına rejimin devrilmesini koymadılar ama Tahrir Meydanı'nda atılan sloganları kullandılar. Ulaşım işçileirn mücadelesi gibi bazı durumlarda ise, işçiler devrimle dayanışmak için politik taleplerde bulundular.

Bu işçiler, yakın bir zamanda evlerine dönmeyecekler. Grevlere başladılar, çünkü artık ailelerini doyuramıyorlardı. Mübarek'in devrilmesiyle cesaretlendiler ve şimdi eve dönüp çocuklarına bilmem kaç ay sonra ordunun onlara yiyecek vereceğine ve haklarını sağlayacağına söz verdiğini söyleyemezler. Şimdiden, çoğu grevci devlet destekli, yozlaşmış Mısır Sendikalar Birliği'nden ayrı özgür sendikalar kurulması gibi ek taleplere sahip.

Bugün (12 Şubat-çn) binlerce ulaşım işçisinin el-Gabal el-Ahmar'da gösteri yaptığı haberini aldım. Helwan çelik atölyelerindeki geçici işçiler de protesto gösterisi yapıyorlar. Demiryolu teknisyenleri trenleri durdurmaya devam ediyor. El-Hawamdiya şeker fabrikarında binlerce işçi gösteri yapıyor ve petrol işçileri yarın greve gidecek.

Bu noktada Tahrir Meydanı'ndaki işgale ara verilmesi çok muhtemel. Ancak şimdi Tahrir Meydanı'nı fabrikalara götürmeliyiz. Devrim ilerledikçe, kaçınılmaz bir sınıf kutuplaşması yaşanacak. Uyanık olmalıyız. Burada durmamalıyız. Sadece Mısır'ın değil bütün bölgenin özgürlüğünün anahtarını elimizde tutuyoruz. Sürekli Devrim ile ilerlemek, bu ülkenin halkını aşağıdan, doğrudan demorasiyle güçlendirecektir.

Hüssam el-Hamalawy
(Onur Devrim Üçbaş çevirdi)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Ptsi Şub. 21, 2011 11:16 am

20 ŞUBAT. Mısır'da tehdide rağmen grev sürüyor

Mısır'da işçi sendikalarının grevi tehditlere rağmen sürüyor. İşçi sendikası, 24 bin işçinin çalıştığı ülkenin en büyük fabrikasında grevde. Yönetimi devralan Ordu ise tehditlerine devam ediyor.

Ordunun "daha fazla izin vermeyeceğiz " açıklamasına rağmen bağımsız işçi grubu Mısır'ın en büyük fabrikasında grevi sürdürmeye kararlı olduklarını açıkladı.

Sendikalar ve İşçi Hizmetleri Merkezi (CTUWS), yaptığı açıklamada Nil deltasındaki Mahalla şehrinde 24 bin işçinin çalıştığu ülkenin en büyük tekstil şirketi Misr Spinning and Weaving şirketinden 15 bin işçinin oturma eylemi yaptıkları şirket merkezi önünde eylemlerine devam edeceklerini bildirdi.

CTUWS, "İşçiler, yolsuzlukla suçlanan şirketin yöneticisi Fuat Abdül Alim'in görevden alınması da dahil talepleri karşılanana kadar eylemlerini bitirmeyi reddettiler" dedi.

11 Şubat'ta Hüsnü Mübarek'İn Mısır'dan kaçmasıyla yönetimi devralan Askeri Yüksek Kurul, bazı grupların eylem yaparak üretimi engellediğini ve bunun ekonomiyi daha kötü bir duruma götürdüğünü ileri sürdü. Grevlerden ulusun zarar gördüğünü iddia eden ordu, "Daha fazla tolare edemeyeceğiz" dedi.

Ordu, "Halkı zora sokacak yasal olmayan bu eylemlerin devam etmesine izin verilmeyecek ve bunlarla yüzleşilecek ve ulusal güvenliği korumak için yasal önlemler alınacak" dedi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Paz Şub. 27, 2011 10:39 pm

Judith Orr:

"Dünya yeniden şekilleniyor. Emperyalistler tarafından yeniden şekillendirilmiyor sıradan insanlar tarafından değiştiriliyor dünya.

Batı destekli monarşi ve diktatörlüklerin yenildiğine şahit oluyoruz.

Tunus'ta bir delikanlının kendini yakması, işsizlik ve çaresizlikten bu şekilde intihar etmesi Ortadoğu'da ve Afrika'da büyük bir isyan dalgasının başlangıcı oldu.
Libya'da olup bitenler diktatörlerin kendi rejimlerini korumak için yapacaklarının bir sınırı olmadığını gösterdi.

Mısır önemli, çünkü Mübarek hem emperyalizm hem yeni-liberaller hem de Batı için afişlere konulan gözde reklam yıldızı gibiydi.

25 Ocak'ta Tunus halkıyla dayanışma gösterileri ile başladı her şey. Bu gösteri geniş bir koalisyonun çağrısı ile yapıldı. Koalisyonda Nasırcı milliyetçiler, devrimci sosyalistler, gençlik örgütleri yer alıyordu. Gösteri çağrısı yaparken bu çağrının nasıl bir karşılık bulacağını bilmiyorlardı.

Kitleler sadece Kahire'de değil bütün şehirlerde sokaklara döküldü. Protesto gösterileri devrimci bir açılıma doğru ilerledi. 20 milyonluk bir şehrin merkezindeki Tahrir Meydanı halk tarafından ele geçirildi.

Mübarek hemen teslim olmadı. Karşı-devrimciler atlar ve develer kullanarak halka saldırdı.

Tunus ve Mısır'da korku taraf değiştirdi. 30 yıldır insanlar rejimlerden korkuyordu. Şimdi rejimler sıradan insanlardan korkmaya başladı.

Tahrir Meydanı'nda asılı olan iki pankart halkın yenildiklerinde nasıl bir şeyle karşılaşacaklarını çok iyi bildiğini gösteriyordu: "Meydanda kal ya da öl", "Biz Şili değiliz."

Devrim bir olay – örneği barikatın bir gece çarpışması sonrası düşüp düşmediği gibi bir an – değil, bir süreçtir. Mısır'da hızlandırılmış bir süreç yaşandı. Mübarek gitmeyerek kitleleri radikalleştirdi.

Başlangıçta "Git" sloganı atılıyordu. Bu devrimci bir talep değil, ama bu talebin karşılanması için devrim olması gerekiyordu.

Kimileri işçiler harekete neden sonradan katıldı diye soruyor. On binlercesi birey olarak zaten hareketin içindeydi. 25 Ocak'ta gösteriler başladığı andan itibaren patronlar işyerlerini kapattı. İşyerleri üç dört gün kapalı kaldı, yeniden açıldığında ise işçiler örgütlü işçi halinde mücadeleye başladılar. İşyerlerindeki grevlerde hem ekonomik talepler hem de Tahrir Meydanı'nda dile getirilen özgürlük gibi siyasi talepler dile getiriliyordu.

Grevler beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmadı. 2006'dan bu yana Mısır ekonomisinin bütün sektörlerinde grevler yaşanmıştı.

2007'de 55 bin kamu çalışanı grev yapmış, devletten bağımsız kendi sendikalarını kurmuştu.

2008'de Mahalla'da kitlesel grevler, işyeri işgalleri oldu. Grevcilerin önemli bölümü kadın işçilerdi. Önemli kazanımlar elde ettiler.

İşçi mücadeleleri devrimin koşullarını hazırlarken, işçiler protesto gösterilerinden ilham almaya başladı. Kitle gösterileri ve grevler birbirini tamamladı. Rosa Lüksemburg'un Kitle Grevi adlı kitabında bahsettiği gibi ekonomik talepler siyasi taleplerle iç içe geçti. "Mübarek Git!" diye başlayan süreç olağanüstü hal yasalarının kaldırılması, yolsuzlukların ve adaletsizliğin son bulması, Mübarek ve adamlarının yargılanması gibi farklı siyasi taleplerin öne sürülmesiyle devam etti.
Grev hareketinin yanı sıra güçlü bir gençlik hareketi de var. İki yıl önce genç bir blog yazarının polisler tarafından işkence edilerek öldürülmesine karşı büyük bir protesto hareketi başlamıştı.

Müslüman Kardeşler ise devrime öncülük etmek istemiyordu. Genç üyeleri Tahrir'de kahramanca savaştılar ama örgütlü olarak davranmadılar.

Devrim sırasında Tahrir'deydim. Süreç içinde insanların nasıl değişebileceğini gördüm. Tahrir Meydanı kolektif bir öz örgütlenmenin canlı deneyi gibiydi. Şehrin merkezindeki kocaman meydan sıradan insanlar tarafından ele alınmıştı.
Doktorlar, hemşireler alana gelip göstericilere sağlık hizmeti veriyordu. Apartman girişlerine eczaneler kurulmuştu. Meydan her saat başı göstericiler tarafından temizleniyordu.

Meydanda muazzam bir sanatsal yaratıcılık vardı. Müzikler, şiirler, sömürgecilik karşıtı şarkılar...

Meydanda toplumun her kesiminden insan vardı. Ben oradayken devlet interneti kesmişti. Herkes kendi durumlarını dünyaya duyurmak için uğraşıyordu. Birkaç çarşafı birleştirerek bir binanın alana bakan yüzüne ekran kurmuşlardı. Perdeye El Cezire yansıtılıyordu. Tüm dünyanın kendi mücadelelerini görmesini istiyorlardı.
Yaptıklarıyla gurur duyuyorlardı. Alanda benim yabancı olduğumu anlayanlardan bazıları 'Mısır'a hoşgeldiniz', bazılarıysa 'Mısır Devrimi'ne hoş geldiniz' diyordu.
Devrim ezilenlerin şölenidir denilen havayı orada gördüm.

İnsanların potansiyelinin özgür bırakıldığında neler yapabileceklerini gördüm.
Ne değişti ki diyenler var. Askerler, kabinenin bir bölümü hala iktidarda ne değişti ki? İnsanların tekrar evlerine dönmeleri zor, devrim deneyinin içinde o kadar çok değiştiler ki. Kadınlar devrimde çok önemli bir rol oynadı. Çarşaflı, başörtülü ve örtüsüz binlerce kadın 18 gün boyunca Tahrir'de yaşadı. Devrim devam ediyor. Devam etme içgüdüsü çok güçlü.

Geçen Cuma Tahrir'de yine on binlerin katıldığı gösteriye kolluk kuvvetleri saldırdı. Birkaç saat sonra bir general TV'ye çıkıp halktan özür diledi.

Halk ordunun tehlikeli olduğunu biliyor. Ordu ise doğrudan devrime saldıramadı, eğer saldırırsa halk bu kez ordu ile çatışmaya başlayacaktı. Bu çatışmada ordu ikiye bölünecek, erler devrimin saflarına geçecekti. Ordu şimdi yönetimde ama halk ile karşı karşıya gelmeye başladı bile. Mısır Genelkurmay'ı grevlerin bitmesini istiyor. Süveyş'te bir kadın grevci öldürüldü.

Bir aktivist Mübarek'in rejimini örümcek ağına benzetiyor, her yolsuzluk parçasının kesilmesi gerekiyordu. Bu yüzden geri dönmek istemiyorlar.

Mısır'da illegalite ve baskı yıllarında örgütlenen sosyalistler vardı. Son birkaç yıldır Filistin ve Irak konularında açık çalışma yürütüyorlardı. İşçi hareketinde ve bağımsız sendikaların kurulmasında önemli roller oynuyorlardı. Konuştuğum Mısırlı bir devrimci sosyalist "Mısır'da değil başka bir ülkede gibiyiz" diyordu. Devrimden önceki ay İskenderiye'de politik bir buluşmaya giderken sivil polisler tarafından takip ediliyordu. Bu kadar hızlı değişebiliyor her şey.

Mısırlı devrimci sosyalistler "Devrimci fikirler artık insanlar için yabancı şeyler değil" diyor. "Mübarek'in saltanatına ve ayda 2 dolar gelirle yaşamaya çalışan işçi sınıfının durumuna bakın" dediğimizde herkes buradaki karşıtlığı görüyor.

Şimdi yeni bir işçi partisi kuruyorlar ve bu parti açık faaliyet yürütecek.

Mısır Devrimi'nin önüne koyulabilecek bir şablon, bir program yok. Bu kanlı canlı hakiki insanlar tarafından yapılan bir devrim.

Batı ve Obama panikte. Arkadaşlarının domino taşları gibi devrilmesini panikle izliyorlar.

Biz sosyalistler çok şanslıyız, yeni bir devrimler döneminin başlaması mümkün.
Ortadoğu devrimleriyle dayanışma için yapabileceğimiz en iyi şey kendi ülkemizde devrim yapmaktır.

Doğan Tarkan:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
olric
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 202
Yaş : 27
Nerden : bizans
Puan : 179
Kayıt tarihi : 14/10/08

MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   Paz Şub. 27, 2011 10:41 pm

Doğan Tarkan:

"Kimileri "bunlar devrim değil" diyor. Onlar devrimi bir partinin, bir partinin askeri kanadının yapabileceğini düşünüyorlar. Onlar yukarıdan bakıyor, egemen sınıfın bakış açısıyla bakıyorlar. Tahrir'deki bir emekçinin, Mahalla'daki bir tekstil işçisinin gözüyle bakmıyorlar.

Tunus ve Mısır, ardından birçok Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesinde başlayan devrimci dalga 90'ların sonunda doğan ve kendini Seattle eylemi ile ortaya koyan antikapitalist hareketin üzerine geldi. ABD emperyalizmi Irak'ta ve Afganistan'da yeniliyor. Emperyalizm yenilebiliyorsa Bin Ali ve Mübarek gibiler de yenilebilir fikri gerçekliğini burada buldu. Dünya krizi devrimler için koşulları oluşturuyor. Gıda krizi ile artan fiyatlar Ortadoğu ve Afrika'da milyonların ayağa kalkmasına neden oluyor.

Bu süreç Tunus'la Mısır'la bitmeyecek. Afrika halkları aynı yoldan yürüyecek. Bunun üzerine Batı'da yeniden grev hareketleri başlarsa işte o zaman küresel kapitalizm köşeye sıkışacak.

Bir devrimcinin görevi devrimleri desteklemek, devrim yapmaktır. Rosa Lüksemburg ayaklanmanın yenileceğini biliyordu, bile bile devrime katıldı. Yoldaşı Karl Liebneckht ile birlikte öldürüldü. Bir devrimci, devrime böyle bakar."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: MISIR'DA NELER OLDU?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MISIR'DA NELER OLDU?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PRAKSİS GENÇLİĞİ :: PRAKSİS Haber Hattı :: PRAKSİS Ortadoğu-
Buraya geçin: