PRAKSİSAnasayfaPRAKSİS TVGaleriAramaÜye ListesiSSSKayıt OlGiriş yap
En son konular
» MISIR'DA NELER OLDU?
Paz Şub. 27, 2011 10:41 pm tarafından olric

» 2010 YILININ EN İYİ 10 FİLMİ!!!
Perş. Ara. 30, 2010 10:42 am tarafından olric

» ALSANJACK - Çisem ERKAYA
Ptsi Ara. 27, 2010 2:18 pm tarafından olric

» Iraklıları insan olarak görmüyordum
Salı Ara. 21, 2010 11:31 am tarafından olric

» RANDEVU İSTANBUL FİLM FESTİVALİ..
Ptsi Ara. 20, 2010 11:03 am tarafından olric

» İnsan Hakları Belgesellerinde Rachel...
Çarş. Ara. 15, 2010 11:23 am tarafından olric

» ALAVARA
Ptsi Ara. 13, 2010 10:48 am tarafından yoldaş

» NEFRET SUÇLARINA KARŞI BULUŞUYORUZ...
Ptsi Ara. 13, 2010 10:30 am tarafından yoldaş

» rockmanifesto - küçük iskender
Çarş. Ara. 01, 2010 11:53 pm tarafından yoldaş

Similar topics
    PRAKSİS HABER LİSTESİ
    Click to join gencpraksisdergisi

    Genç Praksis Dergisi haber listesine gitmek için tıklayın!

    EMEK HABERLERİ

    Paylaş | 
     

     ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    YazarMesaj
    w@k@@@
    Yazar
    avatar

    Mesaj Sayısı : 18
    Yaş : 25
    Nerden : SANANE
    Puan : 20
    Kayıt tarihi : 04/11/08

    MesajKonu: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...   Çarş. Kas. 19, 2008 3:39 am

    ACILAR DENİZİ

    Ben acılar denizinde boğulmuşum
    İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
    Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
    Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

    Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
    Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
    Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
    Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

    Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
    Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
    Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

    Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
    Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
    Yılların içimde bıraktıklarını...


    AYTEN'İN SONU


    Ayten'i Markiz pastanesinde vurdular
    Onu ben vurdum
    Ayten kanlar içinde düştü yere
    Bense ağlıyordum

    Şimşek gibi loşluğunda Markizin
    Bir usturaydı ellerimde parlayan
    Vurdum,ve baktım dağılmış yüzüne
    Dedim;o da güzeldi bir zaman

    Onun da gözleri vardı,dudakları vardı
    Mermerler dile gelirdi konuşunca
    Ya elleri her zaman duygulu,serin
    Başım dönerdi ellerini tutunca

    Önce bir garson gördü ikimizi
    Sonra yabancı adamlar gördü,kadınlar gördü
    Ayten'i hiç ayıplamadım
    O anda kim olsa ölürdü

    Renkli bir balon gibi sönüverdi
    Koluna gömleğimin kanı damladı
    O lekeden başka şimdi
    Ayten'den eser kalmadı

    Aldılar götürdüler beni
    Bu cinayetin hesbını sordular
    Dedim:Ayten'i ben vurmadım
    Onu Markiz pastanesinde vurdular.



    Alışkanlık

    Gitgide alışıyorum sana....
    Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
    Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
    Yanımda olduğun zamanlar;
    sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
    alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
    Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
    Alışkanlıklar daima korkutur beni...
    Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
    Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
    Fakat şimdi sana alışıyorum...
    Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
    Yalnız içimde garip bir korku var.
    Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
    Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
    daha değerlisini verememekten korkuyorum...
    Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
    yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

    Oysaki her zaman ve günün her saatinde
    yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
    pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
    Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
    emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
    Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
    Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
    'Bana alış' demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
    Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
    o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
    sevginle yepyeni bir 'ben' yaratacaksın benden!

    İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
    mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
    Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
    Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
    Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
    Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
    kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

    Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
    senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
    Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
    Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
    seni görecekler içimde...
    Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
    Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
    İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
    Her yerde iki olduğumuz için
    bir bütün haline geliyoruz durmadan...

    Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
    Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
    Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
    Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
    Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
    Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

    Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
    Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
    Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
    Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
    Uzun süren bir baygınlık sonrasının
    o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
    Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
    seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

    Açılmış bütün kuyuların derinliği
    içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
    Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
    Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
    Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
    Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
    Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
    Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
    Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
    Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
    Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
    Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
    Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
    bizden güçlüsü olmayacak!
    En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
    Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
    Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör
    Misafir
    Misafir



    MesajKonu: Geri: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...   Salı Ara. 16, 2008 9:40 pm

    DEĞER Mİ?

    Bir rüya görür gibi
    Seninle bulutlara uçtuğumda
    Bir ateş yakar beni
    Sevginle tutuştuğumu sanırdım
    Yağmur olur damla damla
    Öperdim öperdim dudaklarından
    Bir nehir gibi çağlar
    Akardım akardım damarlarından
    Değer mi hiç değer mi hiç
    Değer mi değer mi söyle
    Bir rüya ömür boyu
    Sürer mi sürer mi böyle
    Değer mi hiç değer mi hiç
    Değer canım değer elbet
    Değer birtanem
    Aşk için herşeye
    Ne hayal ne de gerçek
    Engel mi kanatlanmadan uçmaya
    Değer canım değer birtanem

    Ümit yaşar oğuzcan~

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    olric
    Praksist - Yazar
    avatar

    Mesaj Sayısı : 202
    Yaş : 27
    Nerden : bizans
    Puan : 179
    Kayıt tarihi : 14/10/08

    MesajKonu: Geri: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...   Çarş. Ara. 17, 2008 4:14 am

    VAAAYYY... bu sezen aksu'nun şarkısı..ümit yaşar'ın şiirimiymiş...paylaşım için çok sağol dilan...bi yaşıma daha girdim...
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör
    uykusuz
    Yazar
    avatar

    Mesaj Sayısı : 15
    Yaş : 26
    Nerden : iSTANBUL
    Puan : 0
    Kayıt tarihi : 18/12/08

    MesajKonu: Geri: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...   Perş. Ara. 25, 2008 7:23 pm

    BEN EYLÜL SEN HAZİRAN

    Bir eylüldü başlayan içimde
    Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
    Çimenler sararmıştı
    Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
    Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
    Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
    Deli deli esiyordu rüzgar
    Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
    Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

    Neydi o bir zamanlar
    Sevmişliğim, sevilmişliğim
    O heyheyler, o delişmenlikler neydi
    Ne bu kadere boyun eğmişliğim
    Ne bu acıdan korlaşan yürek
    Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
    Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
    Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

    Beni kötü yakaladın haziran
    Gamlı, yıkık eylül sonuma
    Bir ilk yaz tazeliği getirdin
    Masmavi göğünle
    Cana 'CAN' katan güneşinle
    Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
    Çiçekler açtı dokunduğun
    Çimler büyüdü yürüdüğün
    Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

    Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
    Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
    Dallarım yere değiyor
    Güneşi batmadan saçlarının
    Bir dolunay doğuyor bakışlarından
    Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
    Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
    Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
    Ölebilirim artık

    Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
    Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
    Baksana; parmak uçlarım ateş
    Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
    Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
    Benimle meydan oku her çaresizliğe
    Benimle uyu, benimle uyan
    Birlikte varalım on üçüncü aylara

    ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    Kullanıcı profilini gör
    Sponsored content




    MesajKonu: Geri: ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...   

    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
     
    ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...
    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 1 sayfası
     Similar topics
    -
    » ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN...

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    PRAKSİS GENÇLİĞİ :: PRAKSİS Kültür Sanat :: PRAKSİS Şiir-
    Buraya geçin: