PRAKSİSAnasayfaPRAKSİS TVGaleriAramaÜye ListesiSSSKayıt OlGiriş yap
En son konular
» MISIR'DA NELER OLDU?
Paz Şub. 27, 2011 10:41 pm tarafından olric

» 2010 YILININ EN İYİ 10 FİLMİ!!!
Perş. Ara. 30, 2010 10:42 am tarafından olric

» ALSANJACK - Çisem ERKAYA
Ptsi Ara. 27, 2010 2:18 pm tarafından olric

» Iraklıları insan olarak görmüyordum
Salı Ara. 21, 2010 11:31 am tarafından olric

» RANDEVU İSTANBUL FİLM FESTİVALİ..
Ptsi Ara. 20, 2010 11:03 am tarafından olric

» İnsan Hakları Belgesellerinde Rachel...
Çarş. Ara. 15, 2010 11:23 am tarafından olric

» ALAVARA
Ptsi Ara. 13, 2010 10:48 am tarafından yoldaş

» NEFRET SUÇLARINA KARŞI BULUŞUYORUZ...
Ptsi Ara. 13, 2010 10:30 am tarafından yoldaş

» rockmanifesto - küçük iskender
Çarş. Ara. 01, 2010 11:53 pm tarafından yoldaş

PRAKSİS HABER LİSTESİ
Click to join gencpraksisdergisi

Genç Praksis Dergisi haber listesine gitmek için tıklayın!

EMEK HABERLERİ

Paylaş | 
 

 RONİ İLE ÇEVRECİLİK VE SOSYALİSTLER ÜZERİNE

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gecekuşu
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 134
Yaş : 28
Puan : 152
Kayıt tarihi : 08/10/08

MesajKonu: RONİ İLE ÇEVRECİLİK VE SOSYALİSTLER ÜZERİNE   Çarş. Kas. 18, 2009 1:13 pm

ÜÇ EKOLOJİ DERGİSİ - RONİ RÖPORTAJI



1. İklim değişikliği, doğanın tahrip edilmesi ve ekolojik kriz son yıllarda sosyalistler arasında da eskisine göre daha fazla tartışılmaya başlandı. Siz bir sosyalist olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz? İklim değişikliğine ve diğer ekolojik sorunlara neden olan sistemi nasıl tanımlarsınız? Kapitalizmin hangi niteliklerini ve tarihsel özelliklerini bu meseleyle bağlantılı görüyorsunuz?



Kapitalizmin tanımlayıcı özelliklerinden biri, çok büyük sayıda sermaye biriminin birbiriyle rekabet halinde üretim yapmasıdır. Marx buna “kapitalist üretimin anarşisi” der. Her sermaye birimi, rakipleri tarafından yutulmamak ve varlığını sürdürebilmek için sürekli büyümek zorundadır. Yani kâr etmek, kârını tekrar üretime yatırmak ve daha fazla kâr etmek zorundadır. Neyin nasıl ve ne kadar üretileceği kararının tek bir ölçütü vardır: Kârlı mı ve ne kadar kârlı.



Kapitalist üretimde “insan” yoktur. “Kapitalistlerin birbiriyle rekabeti” demedim dikkat ederseniz, “sermaye birimlerinin birbiriyle rekabeti” dedim. Birey olarak bir kapitalist çok iyi bir insan olabilir, işçilerine çok iyi davranmak isteyebilir, çevreye zararlı üretim yapmak istemeyebilir. Bu kaygıları nedeniyle kârından feragat ederse, şirket ya batacak ya da daha kârlı rakipleri tarafından yutulacaktır. Sonuç olarak, sermayenin ve rekabetin gerekleri yine yerine getirilecektir.



Üretim sürecinde bireysel kapitalistin bile işlevi sınırlıyken, doğrudan üreticinin (yani işçi sınıfının) kararlara katılımı sıfır düzeyindedir.



Kısacası, kapitalist üretim süreci, kendi mantığından ve iç dinamiğinden kaynaklı olarak, insan için en yararlı olanı veya çevreyle en uyumlu olanı değil, en kârlı olanı üretir ve en kârlı şekilde üretir. Başka türlüsü, bu sistemin içinde, mümkün değildir.



Ve bunu değiştirmek için, işçileri veya hatta kapitalistleri ikna etmeye, eğitmeye çalışmak, mantıklı davranmaya davet etmek veya zorlamak anlamlı bir yöntem değildir. Sorun sistemden kaynaklandığına göre, sistemin değişmesi/değiştirilmesi gerekir.



Yeşil hareketin monolitik bir bütün olmadığını, soldan sağa geniş bir yelpazeyi kapsadığını biliyorum. Bu yelpazenin sağında yer alan okurlarınızı kızdırmak pahasına söyleyeyim, sistemik bir eleştiri üretmeyen, sistemin kendisini hedef almayan bir yeşil hareket, yukarıda söylediğim nedenle, anlamlı bir hareket değildir.



2. Sosyalistler arasında kapitalizmin yıkılmasının ekolojik sorunların çözülmesi için tek yol olduğu görüşü yaygın görünüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sosyalistlerin daha adil, eşitlikçi, sömürünün olmadığı bir düzen için verdikleri mücadele gezegenin geleceğine sahip çıkma mücadelesiyle birleştirilebilir mi? Nasıl?



Çevre sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi (daha önemlisi, gezegenin kurtarılması) için, son tahlilde, tek yol bence de kapitalizmin yıkılması. Ama “kalıcı olarak” ve “son tahlilde” ifadelerini kullanmamın nedeni, sosyalizm gelene kadar yapacak hiçbir şey yok diye düşünmüyor olmam. Dahası, bunun çok tehlikeli bir düşünce olduğuna inanıyorum. Yapacak çok şey var elbet. Bir patronun fabrikanın bacasına filtre koymasını talep etmekten devletlerin küresel ısınmaya karşı önlem almaları için mücadele etmeye kadar, pek çok şey. Bunların hiçbirinin önemsiz olduğunu düşünmüyorum. Hiçbiri gezegeni kurtarmaya yetmeyecektir ve üstelik hem patronlar hem devletler kendi önlemlerine ve yasalarına uymamaya çalışacaktır. Ama yine de bu mücadeleler, yani sınırlı reform mücadeleleri, çok önemli.



İki nedenle önemli; biri pratik, biri siyasi. Birincisi, pratik olarak, reformlar son tahlilde gezegeni kurtarmayacak da olsa, hiçbir şeye yaramadıkları söylenemez elbet. Bir nehri, bir gölü, bir canlı türünü kurtarmak, emisyonları sınırlamak veya otomobil kullanımının azaltılmasını sağlamak nasıl önemsiz olabilir ki? İkincisi, siyasi olarak, reformlar için mücadele etmeyen bir işçi sınıfının devrim için mücadele edeceğini beklemek anlamsız bir hayalciliktir. Reformlar için mücadele devrim mücadelesinden ayrılamaz.



Kısacası, sosyalistlerin daha adil, eşitlikçi, sömürünün olmadığı bir düzen için verdikleri mücadele gezegenin geleceğine sahip çıkma mücadelesiyle bir ve aynı şeydir. Biri olmadan öbürü olmaz.



3- Eko-sosyalizm ve Marksist Ekoloji akımları hakkında ne düşünüyorsunuz? Marksizm’in ekolojist bir bakış açısıyla yeniden yorumlanması ekoloji mücadelesine ve/veya sosyalizme katkı yapabilir mi?



Doğrusu, eko-sosyalizm, özgürlükçü sosyalizm, sosyalist feminizm gibi ifadeleri çok anlamlı bulmuyorum. “Özgürlükçü sosyalizm” ifadesi, özgürlükçü olmayan, özgürlük düşmanı bir sosyalizm olabilirmiş gibi bir düşünceyi, “sosyalist feminizm” ifadesi ise kadınların kurtuluşunu içermeyen veya buna karşı olan bir sosyalizmin var olabileceği düşüncesini ima ediyor. “Eko-sosyalizm” de böyle. Çevreyi, gezegenin geleceğini takmayan bir sosyalizm olabilirmiş gibi!



Bu kavramların ortaya çıkması, çevrecilerin veya feministlerin bu ifadelere ihtiyaç duymuş olması Stalinizmin bir sonucu. Tüm özgürlükleri ortadan kaldıran, çok çocuk doğuran kadınlara madalya veren, pamuk tarlalarını sulamak için Aral Denizi’ni yok eden bir rejimi “sosyalist” olarak görenler, elbette başka bir sosyalizm, “özgürlükçü”, “feminist” ve “eko” bir sosyalizm aramak ihtiyacını hissetti.



Ben Stalinizmi hiçbir zaman sosyalizmin bir türü olarak görmediğim, Sovyetler Birliği’nin 1930’lardan itibaren sosyalist olmadığını düşündüğüm için, “başka” bir sosyalizm aramak, sosyalizmimi çeşitli sıfatlarla açıklamak ihtiyacı duymuyorum. Sosyalizm zaten özgürlükçüdür, kadınların kurtuluşudur, çevrecidir. Başka türlü sosyalizm olmaz. Başka türlü olan şeylere sosyalizm denmez.



4- Yeşiller ve bazı ekolojistler sosyalizme, endüstriyalizmin bir başka versiyonunu öngördüğü, insan merkezci ve üretim odaklı olduğu, teknolojiyi eleştirmediği, tarihte yaşanmış sosyalizm deneyimlerinin de çevre ve ekoloji açısından doğaya kapitalizmden daha az zarar vermediği gibi eleştiriler yöneltiyorlar. Siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Başka bir sosyalizm mümkün mü?



Tarihte yaşanmış sosyalizm deneyimleri hakkında düşüncelerimi söyledim: Sovyet devrimi 1920’lerin sonlarında ve 30’ların başlarında gerçekleşen Stalinist karşı devrimle sona ermiştir; ondan sonra olanları sosyalizm çerçevesi içinde değerlendirmiyorum.



Sosyalizmin “insan merkezci ve üretim odaklı olduğu” bence doğrudur ve bunun nasıl eleştiri konusu olabileceğini anlamakta zorlanıyorum. İnsan merkezci olmayacak da ne olacak? İnsanların mutluluğunu amaçlamayacak da neyi amaçlayacak? Çevre ile ve diğer canlı türleriyle uyum içinde yaşamak, gezegeni tahrip etmemek bu mutluluğun olmazsa olmaz koşulları arasındadır elbet. Ama üretim de bu koşullardan biridir. Geleceğin toplumu aç insanların yaşadığı bir toplum olamaz. Nasıl üretim yapılacağı tartışılabilir, ama üretim olacağı, hem de çok üretken bir üretim olacağı bence kuşkusuz. İnsanlık, bütün tarihi boyunca refah ve bolluk içinde yaşayacağı bir toplum hayal etmiş, bunun mücadelesini vermiş. Kimse bunun tersi için mücadele etmez.



5- Ülkemizde sol içinde yaşanmış birlikte iş yapma ya da birlik oluşturma deneyimlerinde yeşiller ve ekolojistler hep bir “yeşil renk” olarak, büyük mücadele içinde çevreyle ilgilenen bir tür kol ya da komisyon gibi görüldüler. Ekolojiyle ilgili konular da gündemin son sıralarına atıldı. Bu algının ve tecrübenin en azından yeşiller arasında oldukça yaygın olduğunu söyleyebiliriz. Siz bu eleştirilere hak veriyor musunuz ve son yıllarda yaşadığınız deneyimlerden yola çıkarak örgütsel, seçim bazlı ya da iş üretme ölçeğinde bir sol-sosyalist ortaklık durumunda yeşil politikanın yerini nasıl görüyorsunuz?



Yeşillerin bu algısı Türkiye’de haklı bir algı maalesef. Türk solunun geniş kesimleri Stalinist geleneğin içinde yer aldığı için, reform mücadelesi verenleri “liboş” ve “sorosçu” olarak görüyor, sanki kendileri yarın devrim yapacakmış gibi! Genelkurmay’a, darbecilere, Ergenekonculara karşı mücadelede bunu en açık şekliyle görüyoruz. Mevcut demokrasiyi koruma mücadelesi solun büyük bir kısmı tarafından gereksiz görülüyor. Sanki yarın sosyalist demokrasi yaratacaklarmış gibi!



Keza, Türk solunun geniş kesimleri Kemalist olduğu için “Türkiye’nin gelişmesi, sanayileşmesi” gibi bir amaca da sahip. Ve bu amaç doğrultusunda çevrenin imha edilmesi önemli değil onlar için.



Bu nedenlerle, yeşillerin genellikle dışlandıkları, küçümsendikleri doğru bence.



Ben yeşilleri pek çok mücadelede yoldaşlarım olarak görüyorum. Yukarıda da dedim ya, yeşiller soldan sağa geniş bir yelpaze oluşturuyor ve bu yelpazenin en solundaki yeşillerle aramda çok az fark olduğunu, sadece çevre konularında değil pek çok konuda anlaştığımızı ve birlikte davranmamız gerektiğini düşünüyorum. Ama yelpazenin sağındakileri de dışlamam. Daha sınırlı konularda, bir dizi somut kampanyada beraber mücadele edebileceğimize inanıyorum. Öyle de oluyor zaten.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
yoldaş
Praksist - Yazar
avatar

Mesaj Sayısı : 122
Yaş : 33
Puan : 147
Kayıt tarihi : 16/11/08

MesajKonu: Geri: RONİ İLE ÇEVRECİLİK VE SOSYALİSTLER ÜZERİNE   Paz Ocak 17, 2010 5:18 pm

harika bi röportaj, paylaşım için teşekkürler..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
RONİ İLE ÇEVRECİLİK VE SOSYALİSTLER ÜZERİNE
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PRAKSİS GENÇLİĞİ :: PRAKSİS Haber Servisi :: PRAKSİS Politika Haberleri-
Buraya geçin: