PRAKSİSAnasayfaPRAKSİS TVGaleriAramaÜye ListesiSSSKayıt OlGiriş yap
En son konular
» MISIR'DA NELER OLDU?
Paz Şub. 27, 2011 10:41 pm tarafından olric

» 2010 YILININ EN İYİ 10 FİLMİ!!!
Perş. Ara. 30, 2010 10:42 am tarafından olric

» ALSANJACK - Çisem ERKAYA
Ptsi Ara. 27, 2010 2:18 pm tarafından olric

» Iraklıları insan olarak görmüyordum
Salı Ara. 21, 2010 11:31 am tarafından olric

» RANDEVU İSTANBUL FİLM FESTİVALİ..
Ptsi Ara. 20, 2010 11:03 am tarafından olric

» İnsan Hakları Belgesellerinde Rachel...
Çarş. Ara. 15, 2010 11:23 am tarafından olric

» ALAVARA
Ptsi Ara. 13, 2010 10:48 am tarafından yoldaş

» NEFRET SUÇLARINA KARŞI BULUŞUYORUZ...
Ptsi Ara. 13, 2010 10:30 am tarafından yoldaş

» rockmanifesto - küçük iskender
Çarş. Ara. 01, 2010 11:53 pm tarafından yoldaş

PRAKSİS HABER LİSTESİ
Click to join gencpraksisdergisi

Genç Praksis Dergisi haber listesine gitmek için tıklayın!

EMEK HABERLERİ

Paylaş | 
 

 Murathan Mungan-Kadından Kentler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: Murathan Mungan-Kadından Kentler   Salı Şub. 03, 2009 12:33 am

Kadından Kentler
Murathan Mungan

Metis Yayınları/ Edebiyat / Hikaye Dizisi



Kadından Kentler, Murathan Mungan'ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı.
(Tanıtım Yazısından)



izmir
Sabahın bu erken saatinde İzmir bambaşka görünüyordu gözüne. Nurhayat,
Ömer Çavuş Kahvesi'nde oturduğu masada birdenbire her şeyi yeniden
gözden geçirmesi gerektiğini hissetti. Emin olmak ne demekti? Bir kadın
ne zaman emin olurdu? Cuma günü onu istemeye geleceklerdi ve Nurhayat
şimdi bu evliliği isteyip istemediğinden emin değildi.


adana
Havalandırma serinliğinin dışarıyı unutturduğu otelin kapısına
çıktıklarında vahşi Adana sıcağı yüzlerine olanca acımasızlığıyla
çarparken, Emine için gün çoktan bitmişti aslında. Bir başkasının
filminde konuk oyuncu olduğunu bilmenin ısmarlama adımlarıyla Gülsüm'ün
ardı sıra basamakları indi. Kapıda onları bekleyen son model
Mercedes'in içinden fırlayan şoför, gösterişli bir saygıyla eğilip
kapıları açtı. Üniformalı değildi ama hareketleri üniformalı gibiydi.
Beyaz gömleği son düğmesine kadar iliklenmiş, koyu renk boyunbağı
bağlamıştı; gömleğinin kısa kollu olmasından başka havayı hafifletecek
bir şey yoktu üstünde.


trabzon
Trabzon burması bu! Bunun ne demeye geldiğini en çok anasından biliyor.
Trabzon burması demek, gelecek demek. Umut demek. Bütün bir hayat
demek. Şimdi karşısında bir ölünün bileğinde ışıldıyor. Birdenbire
bunca yoksulluğun ortasında ışıyan bilezik, bu ölümü başka türlü
anlamlandırıyor gözünde. İçi kamaşıyor...


bursa
Esme, Bursa'daki ilk kışlarında, yerli melodramların Uludağ
sahnelerinde üzeri çok motifli rengârenk kazaklar giyen Yeşilçam
jönlerine nazire, Engin'e doğum gününde böyle bir kazak almayı
düşünmüştü. Sonra vazgeçmişti ama düşüncesi bile onları eğlendirmeye
yetmişti. Hayal işte! Şimdi yakası beyaz kürklü taba rengi kabanıyla
getiriyordu Engin'i gözünün önüne...


samsun
Bazı hikâyeler parça parça gün ışığına çıktıkça özel bir güç,
gerçeküstü bir nitelik kazanır. Songül'ün kayınvaldesinin hikâyesi de
biraz böyle. Bazen hiç tanımadığınız bir ölü, ansızın hayatınızda yer
kaplamaya başlar. Şengül, sanki bilinmez bir yazgının yönlendirmesiyle
Samsun'a kadar bu kadının hikâyesini dinlemek için gelmişti...
.

amasya
Yeşilırmak kıyısındaki çay bahçelerinden birinde buluşacaklar. Sakin
akan ırmağın yeşiline dalmış olan Güzel, evlendikten sonra Cem'le
birlikte Edirne'ye Nihal Abla'yı ziyarete gidişlerini düşünüyor.
Zamanla herşey unutulmuştu. Akıp giden bu ırmak gibi her şey akıp
gitmez mi?


ankara
Ertesi gün cebimde sahte bir kimlikle Kızılay'da, bilirsiniz,
Kocabeyoğlu Çarşısı'nın yanı başındaki Tansel Plak'a gittim.
Yeniyetmeliğimin, gençliğimin Ankara'sının önemli uğrak yerlerinden
biriydi. Aranıyor olmak, "biri olmak" demekti ve ben kısa bir süre için
de olsa, şu bulanık kalabalığın içinde amaçsız dolaşan rasgele biri
olmak istemiştim. Zafer Çarşısı'nın kitapçıları da burnumda tütüyordu
ama şansımı zorlamamalıydım. Bilmeyen yoktu. Gizli polisler orada cirit
atıyordu...


sinop
"Sinop'a geldiğinizde mutlaka beklerim. Evimizin penceresinden Sinop
Kalesi görünüyor bir görseniz! Dalgalar, deniz! Nasıl anlatsam!
Yağmurlu havada başka, güneşli havada bir başka." Gülümsüyorum.
Bayramda anne-babasının eline öpmeye gelmiş Seher. Bu, evlendikten
sonraki ilk bayramları...


afyon
"Afyon İkbal Tesisleri'ne hoş geldiniz" diyen anons çınlıyor
kulaklarda: "Denizli istikametinden gelip, İstanbul istikametine
gitmekte olan Kanat Turizm'in değerli yolcuları, otobüsünüz yarım saat
çay molası vermiştir." Gözleri Mecnun'u arıyor. Bugün niye yok
ortalarda? Yoksa? Onu göremediği her seferinde yüreğini sinsice
yoklayan bu korku...


kırşehir
Hayat Hanım her haliyle adının hakkını veren "hayat dolu" bir kadındı.
Hiçbir şehirde iki üç yıldan fazla yaşamaz, her seferinde yeniden
taşınırdı. "Oturmadığın vilayet kaldı mı?" diye soranlara, "Olmaz mı
canım? Var elbette. Ben doğduğumda memleketimizin 67 vilayeti vardı.
Biz böyle bildik, böyle öğrendik. Her kasaba irisini böyle kolayından
il yapmaya devam ederlerse, hepsine yetişemeden ölüp gideceğim," diye
hayıflanıyormuş gibi yapar, arkasından o ünlü kahkahalarından birini
patlatırdı.


erzurum
Suna'nın bavullardaki fotoğrafları ilk görüşü değildi. Erzurum'a geliş
gidişlerinde birkaç kez el atıp bakmışlığı vardı. Şimdi onları her
eline aldığında kafasını kurcalayan, zihnine üşüşen olguların bir teki
bile o zaman aklına gelmemiş, hatta üzerinde durulmaya değer bile
bulmamıştı. Değişen neydi öyleyse? Bu fotoğrafların içini ancak şimdi
görmesini sağlayan neydi?


diyarbakır
Başkomiserin kendisini içeri çağırmasını beklerken Aslı'nın gözleri
oturduğu bankta. Yer yer boyaları soyulmuş. Hani nasıl adlandıracağını
bilemediğin ara renkler vardır ya, öyle. Şimdi içeri çekip polis
zoruyla sorsalar, "Söyle bakalım kızım, ne renktir bu," söyleyemezsin.
İnsan zihni ne tuhaf! Neler düşünüyor? Polisin burada, Diyarbakır'da
sorduğu, sorabileceği sorular düşünüldüğünde ne kadar saçma şu aklından
geçenler! Yoksa o kadar da saçma değil mi?


kayseri
Lüks Terzi'nin Kızları derlerdi o zamanlar üçüne birden. Laf aramızda
kalsın en alımlıları ortancası Sofya! Sofya dediğime bakma, asıl adı
Mualla tabii. Peki adı niye Sofya kaldı diyeceksin? Bir düşün: Değil
Kayseri'de, değil Türkiye'de, dünyada kaç kadın vardır Sophie Loren'e
bu kadar benzeyen? Onu görsen. O zamanların Kayserisi de başkaydı.
Şimdiki gibi on dördüne varmadan mantoya girmiyordu kızlar...


gümüşhane
Kapıyı açan kadına, "Sen Asiye misin?" diye sordu. Birbirlerini tartan
bakışlarla baktılar kısa bir süre. Kapıyı çalan genç kadın kimi
aradığını çok iyi biliyor, kapıyı açansa diğerini tanımıyordu. Başından
azıcık kaymış tülbentini sıkılarken "Evet Asiye benim," dedi kadın, "ne
vardı?"


mersin
Karısı ölmüş yakın zaman önce, çocukları evlenmişler zati, kimi
Mersin'den gitmiş, kimi ayrı eve çıkmış. Pozcu Mahallesi'nde yeni bir
ev aldım, koca evde tek başına yalnızlık çekilmiyor, dedi, gel evlen
benimle. Önce alay ediyor sandım. On dört - on beş yaşın hevesi kalır
mı bunca sene? Kalırmış meğer. Kaderim Mersin'deymiş, bilememişim.


istanbul, esenler otogarı
Az sonra daha sakin sayılabilecek bir
sesle, "Vardığımızda bana haber eder misin kızım," diyor. "Ben yol iz
bilmem. Geçmeyeyim Elazığ'ı." "Merak etme teyze," diyor Zozan. "Uyusan
bile, ben uyandırırım seni." "Gözümün uyku tutacağını sanmam," diyor
kadın. Zozan en azından bu sefer çok daha neşeli bir yolculuk hayal
etmişken kendisi için, yanına oturan şu mahzun görünüşlü, kederli
kadının varlığıyla içinin bulutlandığını, yüreğinin çatallanıp
ağırlaştığını hissediyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Murathan Mungan-Kadından Kentler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
PRAKSİS GENÇLİĞİ :: PRAKSİS Kültür Sanat :: PRAKSİS Kitap-
Buraya geçin: